Üniversiteyi kazandığımda, annemle babam da benimle birlikte şehir değiştirdi. Yeni tuttuğumuz ev, küçük bir bahçesi olan müstakil bir yerdi; odaları da epey dardı ama işte, yerleştik bir şekilde. Yeni ortama alışmaya çalışırken, tam bir hafta sonra tuhaf olaylar başladı. Öncelikle, geceleri kâbuslar görmeye başladım. Rüyadayken uyanıyordum ama bir yandan hâlâ uyuyor gibiydim, kımıldayamıyor, sesimi de çıkaramıyordum. Bu birkaç gün böyle sürdü, sonra birden daha sık yaşanır oldu. Anneme anlattığımda, “Odana bir Kur’an bırak,” dedi, “karabasan gelmez belki.” Gerçekten de bir süre kâbuslarım azaldı.
Ama sonra bambaşka şeyler başladı. Ahşap banyo yapıp odama döndüğüm bir gündü, saçlarımı tarayacaktım. Odada büyük bir boy aynası var, onun karşısına geçmiştim. Saçlarımı tarayıp anneme seslendim. Annem içeri girdi, yatağın öbür ucuna oturdu. Ben de hâlâ aynaya bakıyordum. O başımı örmeye başladı, ben de doğal olarak aynadan izliyorum. Derken annemin yüzünün bir an tuhaflaştığını gördüm, gözlerimi ovuşturdum, “Yanlış mı görüyorum?” dedim. Sonra normal hâline döndü gibi oldu. Sesimi çıkarmadım ama içimden de “Ne oluyor?” diye geçirdim. Tam saçlarımı örmesi bitti derken fark ettim ki örmüyor, resmen saçlarımı birbiriyle düğümlüyor, ip bağlar gibi karışık hâle getiriyordu. Dayanamadım, “Anne ne yapıyorsun?” dedim. O sırada aynada gördüğüm suratı öyle korkunçtu ki çığlık ata ata odadan çıktım.
Salona koştum, kapıdan içeri girer girmez bir de baktım, annemle babam orada oturuyor! Annem ne olduğunu sordu, ben de olanı biteni anlattım. Saçıma baktılar, gerçekten tuhaf bir düğüm olmuş, makasla kesmek zorunda kaldılar. Ben ağlarken annem dua okumaya başladı, anladım ki onlar da korkmuş. “Ben o odada yatmam artık,” dedim. Annem de “Salonda yat,” deyince oraya bir yatak serdim. Ama sadece ben değil, herkesin tedirginliği vardı. O gece saat 23.00 civarı olmuştu, hâlâ uyuyamıyordum. Düşündükçe korkum artıyordu. Birden odadaki lamba yanıp sönmeye başladı. Korkudan yorganın altına saklandım. Anneme seslenmek istedim ama sesim çıkmıyordu, cesaretim yoktu. Derken hırıltılı bir erkek sesi duydum, nefes sesi giderek yaklaştı. Ödüm patladı. İçimden dua okumaya başladım. Duayı duyunca sanırım o ses kayboldu. Bir cesaret annemlerin odasına koştum, içeri daldım. Annemle babam korkuyla uyandı. “Çok korkuyorum!” diye haykırdım. Işığı açtılar, kalktılar, beni sakinleştirmeye çalıştılar. O gece sabaha kadar dua ettik, kimse gözüne uyku girmedi. Güneş doğunca biraz rahatladım ve dalmışım. Uyandığımda öğlen olmuştu. O günden sonra da dua etmeden uyuyamaz hâle geldim.
Bir başka gün, annemle babam dışarı çıkmıştı. Evde tek başımaydım, ders çalışıyordum. Masam tam camın önünde, dışarıyı da rahatlıkla görebiliyorum. Müstakil ev olduğu için sokaktan geçenler net şekilde görünürdü. Bir ara başımı kaldırıp baktığımda annemin geçtiğini gördüm. Hemen fırlayıp kapıya yöneldim ama kimse kapıyı çalmadı. Açıp sağa sola baktım, annem yoktu. İçeri dönüp tekrar dersime oturdum. Çok geçmeden yine baktım, yine annem geçiyor gibi gördüm, bu sefer daha da emin oldum. Tekrar kapıya koştum, yine kimsecikler yok. İyice korkmaya başladım. Hemen bahçeye çıktım, çünkü evin içinde kalmak istemedim. Bahçede beklerken uyumuş kalmışım. Birinin omzuma dokunmasıyla irkildim, gözümü açtım ki karşımda annem. “Nerede kaldın?” diye çıkıştım. “Geldim işte,” dedi. Beraber içeri girdik, annem direkt yatak odasına girdi, üstünü falan değiştiriyor sandım. Bir saat geçti, çıkmadı. Kapıyı tıklattım, “Geliyorum kızım,” dedi. Peki deyip mutfağa geçtim, çay koydum. Tam o sırada kapı çaldı, “Herhâlde babam geldi,” diye düşündüm. Açtım kapıyı, bir de ne göreyim, annem! Dondum kaldım. “Ne oldu kızım?” dedi. Hiçbir şey diyemedim, koşarak yatak odasına gittim, açtım kapıyı, içeride kimse yoktu! Ağlamaya başladım. Annem beni sakinleştirmeye çalıştı, o da dua etmeye başladı. Sürekli namaz kılıyoruz, dua ediyoruz ama içimdeki korku sanki bir türlü dinmiyordu.
Son olarak artık sabrımın taştığı gün, sabah namazı için annem beni uyandırdı. Kalktım, abdest aldım, babam önde, annemle ben de arkasında namaza başladık. Selam vereceğim anda yana döndüm; sol tarafımda babamı gördüm. Diğer tarafa selam vermek için döndüm, orada da babam! Çığlık attım, resmen kriz geçirdim. Sonra bayılmışım. Ailem durumun ciddiyetini anlayınca bir hoca getirmeye karar verdi. Hoca beni okudu, sonra şöyle dedi: “Eğer imkânınız varsa bu evden hemen çıkın. Çünkü burada sizden önce bir ‘bakımcı’ (yani bildiğimiz büyücü gibi biri) yaşamış. Onun getirdiği cinler hâlâ burayı mesken tutmuş olabilir.” Biz “Gidemeyiz, nasıl yapalım?” derken hoca, “Eğer kalırsanız sizi daha çok rahatsız ederler. İsterseniz göndermek için uğraşırım ama süreç uzun olabilir,” dedi. Son olarak bizi korumak için bazı şeyler yaptı, okudu falan. Biz de kısa sürede o evden taşındık. Bir daha da böyle olaylarla karşılaşmadık.
















