Yaklaşık 15 yıl önce, dört adet giyim mağazasının müdürlüğünü yapıyordum. Bu mağazalardan birinin üst katında, aynı zamanda ofis olarak kullandığımız bir alan vardı. Ben hariç tamamı kadın beş kişi çalışıyordu. Altıncı bir personele daha ihtiyacımız oldu. Görüşmeler sonrası bir kadın çalışan daha aldık. Bir süre sonra bu yeni çalışanın kahve falına çok iyi baktığını öğrendik.
Bir gün, dışarıda yağmur yağıyordu ve mağaza tamamen boştu.
“Hazır müşteri yokken kahve içelim, sonra da fal bakarsın,” dedim.
Yeni eleman kabul etti. Üst kattaki küçük mutfakta kahve hazırlarken, terzimiz geldi. Tahsilata gelmişti.
O esnada masada mavi kapaklı bir iğne kutusu vardı. Terzi onunla oynadı, sonra gitti.
Kahvelerimiz geldi. İçtikten sonra fincanı kapattım. Biraz sonra yeni eleman fincanı aldı, açtı, baktı.
“Mavi bir şey…” dedi ve birden aceleyle fincanı kapattı.
Aynı anda…
Masadaki mavi kapaklı iğne kutusunun kapağı ikiye ayrıldı!
Bir parçası arkamdaki duvara çarptı, diğer yarısı mağazanın ortasına fırladı.
Tam o anda telefon bir kez çaldı. Ardından elektrikler gidip geldi.
Ve garip bir şekilde masanın üzerine birkaç damla su damladı.
Ama en korkunç olanı…
Bir karartının, merdivenlerden yukarı doğru hızla geçmesiydi.
Tuhaflıklar Bitmedi…
Herkes donup kalmıştı. Kimse konuşamıyordu.
O günden sonra mağazada sıra dışı olaylar yaşanmaya başladı.
Ertesi gün bir çalışan işten ayrıldı.
Birkaç gün sonra yukarıda tuvaletteyken, dışarıda bir çocuğun konuştuğunu duydum…
Ama dışarı çıktığımda kimse yoktu.
“Kulağıma gelmiştir,” diyerek kendimi avutmaya çalıştım.
Bir başka gün, hepimiz mağazadayken yukarıdan “bir şeyler yere atılıyormuş” gibi sesler geldi.
Koşuşturma sesleri, hareketler… Ama yukarı çıktığımızda her şey yerli yerindeydi.
O Adam ve “Ufaklık”
Olayların en tuhafı ise şu oldu:
Mağazada birkaç müşteri varken, içeri tuhaf giyimli bir adam girdi.
Mağazanın ortasında durdu.
Ben bir personele göz kırptım, adamla ilgilenmesini istedim.
O da yanına gitti.
Ne konuştuklarını duyamadım ama adam, mağazanın bir köşesini işaret ederek bir şeyler söyledi.
Sonra hızla çıkıp gitti.
Ancak personel, olduğu yerde donup kalmıştı.
Yanına koştum, tepki vermiyordu.
Titremeye başladı.
Onu oturttuk, su içirdik.
Bir süre sonra nihayet konuşabildi:
“Adam bana, boş bir noktayı gösterip ‘Bu ufaklık çok mu yaramazlık yapıyor?’ dedi,” diyordu.
Biz orada kimseyi görmemiştik!
Tadilat ve Sonrası
Olay bizi çok sarstı. İlk başlarda fazlasıyla ciddiye aldık.
Ama zamanla alıştık ve biri yukarıda bir ses duysa, “Bizim ufaklık yine yaramazlık yapıyor,” diyerek gülüp geçmeye başladık.
Ama kimse bir daha üst kata yalnız çıkmadı.
Ta ki mağazayı tadilata sokana kadar…
O günden sonra hiçbir gariplik yaşanmadı.
Ama yaşadıklarımızı asla unutmadık.
Ve bir daha da kahve falı baktırmadık…
















