Nereden bilebilirdim ki başıma böyle bir olayın geleceğini?
Allah’ım, sen yardım et…
Bir gün önce yine her zamanki gibi günlük işlerimi bitirmiş, evimde televizyon karşısında haberleri izliyordum. Yatsıdan sonra herkes odalarına çekilmişti. Oğlum, gelinim ve iki torunum hafta sonları yanımıza gelirlerdi. Oğlum ve gelinim odalarındaydı, beyim ise kahvehaneden henüz gelmemişti.
Haberlere bakarken, “Ne insanlar var,” diyerek halime şükrediyordum.
Sessizliği Bozan Tartışma
Birden bizimkilerin odasından bağırma sesleri geldi. Karı-koca arasına girmek istemediğimden fazla kulak asmadım. Sesler uzun sürmedi, ortalık sakinleşti. Bizim bey de eve geldi. Oğlum ve gelinimin neden tartıştığını merak ediyordu.
Sabah uyandığımda kahvaltıyı hazırlayıp çocuklara seslendim. Fakat odadan çıkan olmadı. Bir süre sonra odaya girdim — kimse yoktu!
Hiç böyle yapmazlardı. Haber vermeden gitmezlerdi.
Hemen oğlumu aradım. O zamanlar cep telefonu pek yaygın değildi. Bizim evde sadece ev telefonu vardı, ailede bir tek oğlumda cep telefonu bulunuyordu. Oğlum işte olduğunu, gece hanımıyla tartıştığını ve hanımını babasıgile bıraktığını, artık ayrılmak istediğini söyledi.
Beynime vurulmuşa döndüm.
“Yapma oğlum, iki tane nur gibi çocuğunuz var, ne ayrılması?” dediysem de kararlıydı.
“Neden bu hâle geldik?” diye sorduğumda:
“Elle tutulur bir neden yok, anlaşamıyoruz,” dedi.
Gelinimin Evine Gidiş
Dayanamadım. Gelinimin babasının evi, bizim köye bir saat yürüme mesafesindeydi. Eşimin kardeşinin hanımı Durdu ablayla konuştum. Sağ olsun, beni kırmadı. Birlikte gitmeye karar verdik.
Gelinimi severim. Bu zamana kadar bir saygısızlığını görmemiştim.
İkindi namazından sonra yola koyulduk. Eve vardığımızda bir de ne göreyim! Bizim oğlan bizden önce oraya gitmiş, çoktan gönül almışlar.
O kadar yolu boşuna yürümüş gibi hissettim. Neyse, eve girdik. Beni görünce şaşırdılar. Olayı anlattım. Fakat oğlum durumu abarttığımı söyledi. Biraz da kızdı:
“Ortalığı ayağa kaldırıyorsun,” dedi.
Daha fazla uzamasın diye “Haklısın oğlum,” dedim.
Oğlum ve gelinim arabalarına binip şehirdeki evlerine döndüler. Saat 20:03 civarıydı.
Gelinimin ailesi kalmamı teklif etti ama istemedim.
Cin Çeşme ve O Gece
Gideceğimiz yol uzundu. Gençliğimde hep odun taşırdık. Avucumun içi gibi bildiğim yollar ama daha önce hiç gece yürümemiştim.
Gelinimin ailesinden iki el feneri aldık. Durdu ablayla yola koyulduk. Perşembe gecesiydi. Ay o kadar aydınlıktı ki, fenerlere bile gerek kalmamıştı.
Ormanda “Cin Çeşme” adında bir çeşme vardı. Oradan geçerken uzaktan davul ve zurna sesleri duyduk.
“Herhalde bir köyde düğün var,” dedik.
Ama ses gittikçe yaklaşıyordu…
Ortalıkta ne insan ne başka bir şey vardı. Ses öyle yakındı ki, ikimiz de donduk kaldık.
Yürümeye devam ederken ağaçların arasında bir kalabalık gördük. Ama sadece siluetler vardı. Feneri o tarafa tutamadık.
Durdu abla bu işlerden biraz anlar. Bana:
“Bunlar bize musallat olabilir. Bildiğin duaları oku. Şu tepeyi atlatalım inşallah,” dedi.
Ben de elimden gelen bütün duaları okudum.
Tepeyi aştığımız an sesler kesildi.
Gölgeler, Davul ve Sonrası
Eve varmamıza yakın, beyim yola çıkmış bizi almaya geliyormuş.
“Hayırdır bey, nereye?” dedim.
Meğer gelinimin ailesi bizim evin telefonundan haber vermiş. Biz yola çıktıktan sonra onlar da davul sesini duymuş. Arkamızdan baktıklarında gölgeleri görmüşler. Seslenmişler ama biz duymamışız.
O gece sağ salim eve vardık.
Ama o günden sonra gece yürüyüşü yapmadım.
Allah, gören ve gözetleyendir.
Allah’ım, hepimizi koru.
















