Çarşamba, Nisan 15, 2026
Cinci HocaGizemli OlaylarKaranlıktan GelenlerMusallatZiyaretçiler

Yaşanmış Bir Lohusa Kabusu

Beyaz Gelinlik Hayali

Her genç kız gibi ben de beyaz gelinlik giymeyi hayal etmiştim: mutlu bir yuva, anlaşabildiğim bir eş ve kendi canımdan bir evladım — kim kurmaz ki böyle bir hayali? Benim adım Cemile, 27 yaşındayım. Size yaşamış olduğum korkunç anımı anlatmaya karar verdim. Çok değil, yedi sene önce yaşadım bunları: hayatımı mahveden, korkunç bir olay.


Karabasanla Başlayan Kabus

Biz Şanlıurfa’da, köylük bir yerde yaşıyoruz. On dokuz yaşındayken, evlenmeden önce başladı benim yaşadıklarım. İlk önce her gece uykumda karabasan olayları yaşıyordum. Günler geçtikçe daha da şiddetlendi: her tarafım kilitleniyor, konuşamıyor ve zangır zangır titriyordum. Edilen dualar fayda vermiyordu. Uyandığımda ise hiçbir şey olmamış gibi, her şey yolunda, rüyaymış gibi hissediyordum.


Bilim mi, Cin mi?

İnternetten sebebini araştırdım. Bilimsel olarak REM uykusu sırasında görülen “karabasan” diye yazıyordu; halk arasında ise uyku felci olarak biliniyor. Uyandıktan hemen sonra (veya uykuya dalmadan hemen önce) bedenin geçici olarak hareket edememesi, yani felç olmasıymış. Çoğu zaman, uyku felcine uğrayan kişi bunun bir rüya sebebiyle olduğuna inanıyormuş. Uyku felcinin sebep olduğu sanrılar bazen durumu normal bir rüya gibi algılatıyor; bazen de odada hayali şeyler görmeye sebep oluyormuş. Bu bilgileri okuyunca rahatlamıştım; artık gelse de korkmuyordum. Birkaç hafta böyle geçti ve sonunda rahatlamıştım — artık böyle bir durum yaşamıyordum.


Yeni Bir Başlangıç

Aradan tam üç ay geçti. Aşağı köyden bir aile beni uygun görmüş; istemeye geldiler. Babamlar aileyi tanıtmak için benim de rızamı alarak verdiler beni. Düğün, dernek kuruldu; biz evlendik. Kısa sürede hamile kaldım. İlk başlarda bir sıkıntı yoktu; ama hamileliğimin yedinci ayından itibaren çok kötü olaylar yaşamaya başladım.


Rüyama Giren Kadın

Bir gece rüyamda orta yaşlarda bir kadın gördüm. Etrafında beş tane çocuk vardı. Kadının görüntüsü tıpkı bir cadı gibiydi: uzun tırnaklı, saçları seyrek, çenesinde iki-üç uzun kıl, gözleri bembeyazdı. Üzerinde siyahla kırmızının karışımı bir pardösü vardı. Çocukları beş yaşlarında gibiydi ama üstleri yırtık pırtık, yabani gibi büyümüşlerdi. Yanıma yaklaştı, bastı kaldı ve “gelip onu senden alacağız” dedi. Karnımı göstererek tırnağıyla karnıma bir çizik attı. Verdiği acıyla titreyerek uyandım…


Dolaptaki Dehşet

Bir gece su içmek için uyandım; mutfağa doğru ilerledim ve ışığı yakmadan dolaba doğru yürüdüm. Dolabın içinde kanlar içinde, parça parça ciğerler ve başlar gördüm. Çığlık atmak istedim. O sırada arkamdan bir ses duydum: “Çok az kaldı, karnından onu alacağız” diyordu…

Eşim beni sakinleştirmeye çalıştı ama dolabı açtığında hiçbir şey yoktu. Allah’ım, çıldırıyor muydum?


Kayınvalidemin Sırrı

Sabah olduğunda kayınvalidem yanımıza geldi. Olanları eşim annesine anlatmıştı. Eşim bana, “Sakin ol, panikleme; ama sanırım sana al karısı musallat olmuş,” dedi. Kayınvalidem ise aileden gelen eski bir hikâyeyi anlattı. Bu cinlere bizim oralarda “al karısı” ya da “çarşamba karısı” denirmiş.

Yıllar önce dedesinin evine girmiş, 40 yıl boyunca esir olmuş, sonunda serbest bırakılmış ama bedduasını etmiş: “Sülalenden hiçbir hamile kadın kurtulamayacak.”


Ahırdaki Karanlık

Tam iki gün sonra yatağımdan istemsizce uyandım. Uyanıktım ama bedenim bana ait değildi. Eşimle birlikte evden dışarı çıktık, arka bahçeye doğru yürüdük. Ahıra vardığımızda korkunç bir manzara gördüm: Atımız ölmüştü. Üzerinde o kadın ve çocukları vardı; hayvandan parçalar koparıyorlardı. Kadın bana yaklaşıp atın bir parçasını uzattı. O anda bayıldım.


Muska ve Sessizlik

Sabah olduğunda kayınvalidem bir “ilim sahibi” çağıracağını söyledi. Ertesi gün Recep Amca geldi, dualar okudu, boynuma muska taktı. Gerçekten ferahladım; uzun bir süre hiçbir şey olmadı. Doğuma kadar sakin bir dönem geçirdim.


Doğumdan Sonra Tekrar Başladı

Kızım Zeynep doğduktan üç gün sonra o kadını tekrar gördüm. Elinde bir bıçak vardı. “Onu senden alacağım” diyordu. Üzerime atladı ama eşim uyandı. Kadın kaybolmuştu.

Kayınvalidem başımda Kur’an okudu, “Kırk günü atlat, kurtulacaksın” dedi. Ama ben biliyordum, bitmemişti.


At Kılı ve Ölüm Tuzakları

Bir akşam yemek yerken kayınvalidem elimdeki kaşığa vurdu. Meğer kaşığın üzerinde at kılı varmış. “Eğer yeseydin, al karısı seni ele geçirirdi” dedi. Bu sözler beni dehşete düşürdü. Dualar ettim, ağladım, Allah’a sığındım.


Kayıp Bebek

O gece uyandığımda kızım yoktu. Beşiği, odaları aradım; evde bulamadık. Sonra ahırda, hayvanların arasında bulduk onu. Koyunlar bebeğimi yalıyorlardı… O an aklımı kaybedeceğimi sandım.


Nehirdeki Kadın

Bir gece kabusla uyanıp dışarı koştum. Nehrin karşısında o kadını gördüm. Kucağında bebeğim vardı. “Eğer onu istiyorsan nehri geç!” dedi. Kendimi suya atacakken eşim beni tuttu. Bebeğim kucağımdaymış. Eğer atlamış olsaydım, ölebilirdim.


Son Büyü ve Son Karşılaşma

Sabah ezanından önce Recep Amca tekrar geldi. Beni ve bebeğimi alıp ormana götürdü. “Bugün onu yakalayacağız,” dedi. Al karısı geldiğinde çengelli iğneyi vücuduna sapladı. Kadın çığlık atarak bağırıyordu. Hoca, “Artık benim emrimdesin,” dedi. Kadın yalvardı; sonunda tövbe etti ve ortadan kayboldu.


Son Lanet

Bir hafta sonra kayınvalidem uykusunda öldü. Vücudunda morluklar vardı. O günden sonra al karısını bir daha görmedim. Ama onun bedduasının hâlâ sülalemizin üzerinde dolaştığına inanıyorum.

Altın kalpli kayınvalidem… Mekânın cennet olsun.

Reaksiyon Bırak

Bir Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir